13 Haziran 2012 Çarşamba

Münafıklar ile ilgili Bilgiler: 3

 

SOHBET 3 - 31 TEMMUZ 2010 KOCAELİ TV

ALTUĞ BERKER: Hocam önemle üstünde durduğunuz bir konu var. Bediüzzaman Hazretleri onu da söylemiş “cereyanı münafıkane.”
ADNAN OKTAR: Çok önemli. Küfür cereyanı demiyor, dinsizlik cereyanı demiyor. Cereyanı münafıkane, münafık. Münafık dünyanın en aşağılık mahlukudur. Münafık daima Müslümanlık adına çıkar ve takva adına çıkar. Peygamber Efendimiz (sav) zamanında 300′e yakın münafık var, 300′ü aşkın. Peygamberimiz (sav)’e karşı içlerinde müthiş bir öfke ve kin duyuyorlardı. Ama bunlarda sarık, cübbe tamam, sakal tamam, her şey tamam. Bir ayet söyle sen münafıklarla ilgili.
OKTAR BABUNA: Şeytandan Allah’a sığınırım; “… Çünkü o ve taraftarları, kendilerinin göremeyeceğiniz yerden sizleri görmektedir. Biz gerçekten şeytanları inanmayanların dostları kıldık.” (Araf Suresi, 27)
ADNAN OKTAR: Yani şeytan her yerde var, onu diyor Cenab-ı Allah. Her yerde Müslümanları izler. Onun için Müslüman pervasız olmayacak, temkinli ve dikkatli bir üslup kullanacak. Yerin kulağı vardır derler ya, şeytanın adamları da her yerdedir diyor Cenab-ı Allah, dikkatli olun diyor.
OKTAR BABUNA: “İşte orada iman edenler sınanmış ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsıntıya uğratılmışlardı. Hani münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah ve Resulü bize boş bir aldanıştan başka bir şey vaat etmedi diyorlardı.” (Ahzab Suresi, 11-12)
ADNAN OKTAR: Şimdi münafıkların ana vasfı budur. Hz. Mehdi (as)’da da böyle olacaktır, diyecekler ki, “kardeşim bu kişi çıktı, Mehdi’lik hüsnüzannımız vardı, yıllardan beri faaliyet yapıyor, hani Mehdi’ydi? bu” diyecekler. “Anlamıyor musunuz, işte bak boş yere ömrünüzü, gençliğinizi tükettiniz. Dağılın artık..” diyecekler. “Uyuz domuzlar sizi bekliyor. Can çekişen domuzlar.” Sinek gibi, kendileri kurt olmuş, sinek olmuş onların üzerine konup kan emiyorlar ya, “buyurun” diyorlar. Domuzun kanını emmek için davet ediyor. Müslüman ne diyor? “Ben öyle iğrenç pisliklerden, bayağı tiksinirim arkadaşım” diyor. “Sen burada o domuzun kanını emmeye devam et, ahirette de onun pisliğini ve kanını emmeye devam edeceksin” der, değil mi Müslüman. “Ben” diyor, “Allah yolunda, Kuran’ın emriyle sonuna kadar mücadele ederim.”
… Mehdiyet İttihad-ı İslam’dır zaten. Yani Türk İslam Birliği’dir. Türk İslam Birliği için, biz o yolda mücadele ettikten sonra, zaten Hz. Mehdi (as) talebesi olmuş oluyoruz. Aynı sevabı alırız. Ha Hz. Mehdi (as)’ın elini öpüp peşinden gitmişiz ha Mehdiyet’in aynı yöntemleriyle var gücümüzle mücadele etmişiz.Münafık, bakın dikkat edin, İslami, Kurani faaliyet yapmaya güç bulamaz, bunu yapamaz. Münafık sadece Müslümanları doğru yoldan saptırmak için tek yönlü faaliyeti vardır. Mesela mescit kurar, fakat Müslümanların dağılması için yapar. İslam ahlakını yaymak, Kuran’ı yaymak için yapamaz. Takati yetmez. Çünkü yardım ettiğinde, İslam ahlakını anlattığında en nefret ettiği Hz. Mehdi (as)’ın askeri olduğunu görecektir. Tek kelime Allah’tan bahsettiğinde Hz. Mehdi (as)’a yardım ettiğini bildiği için asla bahsedemez. Bahsettiğinde sadece Müslümanları dağıtmak için konuşabilir. Mesela Kuran’dan konuşur onlar. Münafığın iyi bilgisi olur. Şeytan alimdir. Bayağı bir araştırır münafık. Ama Müslümanları dağıtmak için bilgiyi araştırır. Mesela Dırar mescidinin münafıkları hep alimdiler, acayip alimdiler. Ne diyorlar? “Peygamber (sav) iyi insan, güzel insan, Kuran’ı bize getirdi, Kuran tamam. Biz burada zaten İslam ahlakını yaşıyoruz. 100 km ötede olsak, Peygamber yanımızda mı? Yok” diyor. “Ama biz yine bir cemaat oluyor muyuz orada” diyor, “Oluyoruz. Peygamber (sav)’in mescidinden 200 m daha ilerdeyiz” diyor. “Ha 200 km ha 200 m, ne fark eder” diyor, “gel yanımıza, Peygamber (sav)’i görmeden, ondan uzak beraber İslam ahlakını yaşayalım arkadaşım” diyor. “Peygamber iyi güzel de” diyor, “hani şu kadınlara karşı tavrı” diyor. “Görüyorsun çok fazla evli” diyor, “cariyeleri var” diyor. Hz. Ali (ra) da öyle, Hz. Ali (ra) da çok evli, Hz. Hasan (ra) da. “Torunları da öyle, Ehlibeyt de öyle” diyor. “Gelin bu mescitte devam edelim, burada devam edelim” diyor. Ve bu hainler bunu hazmedemediler, Peygamberimiz (sav)’in vefatından sonra bütün Ehlibeyt’i şehit ettiler hainler. Ehlibeyt düşmanları. Dertleri ne biliyor musunuz? Onların coşkusu, gücü, neşesi. Hz. Hasan (ra)’ın çok evliliği adamların ciğerine oturmuş. Bak, “Hz. Hasan (ra)’ın” diyor “mücteba (seçilmiş, kıymetli)” dedem, “taki (takva sahibi), zeki, tahir (çok temiz), sıbt (torun) gibi unvanları vardır. Kendisinin 90-100 kadar kadınla evlendiği rivayeti vardır.” Aslanım benim aslanım, yiğidimi görüyor musun? 90-100, acayip koydu münafıklara, acayip. Dertleri, günleri bu. Benim aslanlarım tabii böyle ehli kudret, aşk, coşku insanı, ruhları Allah aşkıyla coşmuş, Allah’ın tecellisi olarak, Allah’ın o güzelliklerine aşıklar. Kör olan o iblis takımı, onların sevgisini hazmedemedi. “Ayrıca” diyor, Şehruh isimli alim o dönemin, “Ayrıca Hz. Hasan (ra)’ın 250-300 tane cariyesi olmuştur” diyor. Hay benim aslanım benim, helal olsun, bin kere helal olsun. Sonsuz kere helal olsun. Kaynaklar uzun uzun yazılmış. Hz. Mehdi (as)’da da münafıklara en çok koyacak; Hz. Mehdi (as)’ın gücü, kudreti, neşesi, zenginliği ve bir çok şeyi inşaAllah. Hz. Hasan (ra)’ın 23 tane var çocuğu, hay benim aslanım benim, hay benim aslanım maşaAllah. “Hz. Ali (ra) da 9 kadınla evlenmişti” diyor. Acayip koyuyor münafıklara. “Bu hanımlardan 14 erkek, 18 kız çocuğu olmuştu” diyor. Dedem maşaAllah. Münafıklar sevgisiz, muhabbetsiz, kadın sevgisi bilmez, çocuk sevgisi bilmez, çiçek sevgisi bilmez, hayvanlara sevgisi yoktur. Ruhu, içi kurumuş iblis ordusudur.
ALTUĞ BERKER: Hocam Peygamber Efendimiz (sav), Hz. Mehdi (as) “kahredercesine mücadele edecek” diyor “münafıklarla”.
ADNAN OKTAR: Hay benim aslanım, kahredici gücüyle, kahredercesine mücadele edecek evet.
ALTUĞ BERKER: “Muhalifleri kendilerine hiç bir zarar veremeyecek” diyor Hocam.
ALTUĞ BERKER: EvelAllah. Münafıklar Hz. Mehdi (as)’ın gücü ve neşesinden, böyle asit dökülmüş solucan gibi kıvrana kıvrana acı çekecekler.
SERDAR DAYANIK: Elhamdülillah.
ADNAN OKTAR: Müslümanlık geliştikçe münafıkların içine afakanlar çökecektir. Böyle içleri kuruyacaktır. Allah içlerini kurutsun ne kadar münafık varsa.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam.
SERDAR DAYANIK: Elhamdülillah.
OKTAR BABUNA: Bununla ilgili bir hadis var Hocam, okuyayım mı?
ADNAN OKTAR: Evet
OKTAR BABUNA: Peygamberimiz (sav) diyor ki, münafıkların nasıl çekineceğini Hz. Mehdi (as)’dan. “Daha bir çok insan Kuran’dan çok onun, Hz. Mehdi (as)’ın, korkusu nedeniyle günahlardan kaçınacaktır.”
ADNAN OKTAR: Allah’tan korkmayan ondan korkacak… Münafıklarla ilgili ayetlerden devam et.
OKTAR BABUNA: Tamam inşaAllah. Şeytandan Allah’a sığınırım; “Onlardan çoğunun inkara sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün…” (Maide Suresi, 80)
ADNAN OKTAR: Münafığın yeri, solucanlar nasıl hayvan gübresi içinde yaşar, münafık da böyle kafir gübresi içinde yaşar, münafıkların içerisinde yaşar, solucan gibi oralarda, o pislikte yaşar. Onların dostu onlardır. Menfaati bulduğu için oraya giderler. Resulullah (sav) zamanında bu ahlaksızlar bu tarzdaydılar. Resulullah (sav)’in neşesini, candanlığını, samimiyetini haset ederek kıskanıyorlardı. Vefatından sonra Ehlibeyt’e kudurmuş gibi saldırdı bu adamlar. Çünkü bilenmişlerdi daha önce münafıklar, kin duyuyorlardı. Hz. Mehdi (as)’a karşı da o kinleri devam etti silsile olarak münafıklarda. Ondan ona, ondan ona, ondan ona. Ama Hz. Mehdi (as) öyle onların karşı koyacakları gibi değildir. Ne Darwinisti, ne materyalisti, ne ateisti, ne komünisti, ne münafığı, ne üç kağıtçısı, ne sahtekarı Hz. Mehdi (as)’la baş edemez. Allah ona olağanüstü güç vermiştir. Cibril bir tarafında, Mikail bir tarafında, İsrafil bir tarafında. Üç melek, büyük melekler, Ulu’l Azim melekler yanındalar. Ve onbinlerce melekle Allah tarafından korunuyor Hz. Mehdi (as). İnayet altındadır. Baş edemezsin. Bütün olaylar Mehdiyet yönünde gelişiyor.
ALTUĞ BERKER: Estağfurullah Hocam. Hz. Mehdi (as) için Hocam, “Kaim (Hz. Mehdi (as)), bir kavimle ortaya çıkacak ve Allah, bu kavim aracılığıyla hakkı üstün getirip onların ilim kılınçları ile batılı söndürecektir” diyor.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ilim kılıncı. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Münafıkların nasıl güvenilmez olduklarını Allah bildiriyor. Şeytandan Allah’a sığınırım “Bunlar, içlerinden antlaşma yaptığın kimselerdir ki, sonra her defasında ahitlerini bozarlar. Onlar sakınmazlar.” (Enfal Suresi, 56) “Onlar hiç bir mümine karşı ne akrabalık bağlarını ne de sözleşme hükümlerini gözetip tanırlar.” (Tevbe Suresi, 10)
ADNAN OKTAR: Münafığın akrabası çıkarı olandır. İman kardeşliğini tanımaz o. Münafık yemek ve para nereden geliyorsa oraya gider. Şimdi uyuz bir köpek düşün, kim ona et atarsa onun önüne gider, leş atarsan leşin önüne gider. Yani öyledir münafık. Ama görünürde aileyi korur üsluptadır münafık. Peygamber (sav)’e akıl vermeye kalkıyorlar haşa. Ne diyor? Peygamber (sav) diyor ki “gelin cehde gidelim, tebliğe gidelim.” “Daha önemli bir şey var” diyor (münafık). “Nedir?” diyor. “Ev açıkta” diyor, ev; çıkarları, yiyecek, içecek, uyuyacak, saklanacak. Peygamber (sav)’e akıl vermeye kalkıyorlar. Haşa, “sen aileyi koruyamıyorsun, ben koruyorum” mantığına getiriyor. “Ben anlarım bundan”a getiriyor. Halbuki sadece çıkarı için yapıyor bunu. Korkaklığından ve hainliğinden. Aileyi sevdiğinden, kimseye karşı bir muhabbeti olduğundan değil. Çünkü orada para ve çıkar görmese münafık gitmez oraya. İster dedesi, ister babası, ister akrabası, her kim olursa olsun, onlara da kin duyar eğer fakirse, parası yoksa nefret eder. Asla gitmez. Münafık o zaman yapışır, Müslümanların yanında kalmaya çalışır. Fakat bir pislik olduğu için Allah Müslümanları tahir kılıyor. Müslümanların üzerinde bir kirdir. Müslüman yıkandıkça münafığı atar üstünden. Her gün banyo yapmıyor musun? Münafık da öyle işte, her yıkandığında münafık gider. Allah münafıkları kahretsin. Allah akıllarını alsın. Allah basiretlerini bağlasın. Allah onları içten yaksın. Bütün münafıkları. Küfre bir şey demiyorum. Küfre Allah hidayet versin. Ve inşaAllah tebliğimizden istifade ederler. Ama iflah olmaz münafıkları Allah kahretsin. Hidayet bulmaz münafıkları Allah kahretsin.
ALTUĞ BERKER: Hocam münafıklar şöyle diyorlar, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah, Peygamber Efendimiz (sav) şöyle anlatıyor Gaybet-i Numani’de “Hz. Mehdi (as) bir süre onlardan uzaklaşacak böylece dalalet ehli ayrılacaktır” diyor. “Öyle ki cahil münafıklar şöyle diyor “Allah’a ulaşmak konusunda     Al-i Muhammed’e, Peygamber Efendimiz (sav) soyundan birine ihtiyaç yoktur” diyorlar.
ADNAN OKTAR: “Hz. Mehdi (as)’a gerek yoktur” diyor münafıklar, işte bu kadar. Bak Peygamberimiz söylüyor (sav). Çünkü Peygamber (sav)’e zaten kinli, haşa Allah’a da kinli. Münafıklarda akıl almaz bir enaniyet vardır. Ama münafık bunu sezdirmemeye çalışır. Münafık mesela tek başına kaldığında namazını kılmaz. Müslüman gördüğünde namazını kılar. Tek başına kaldığında, için için Allah’a karşı öfkesi çok yoğundur münafığın. Peygamber (sav)’e karşı da çok öfkelidir ve Hz. Mehdi (as)’a karşı da çok öfkelidir. Dini sadece Müslümanları dağıtmak için kullanır. Onun için de din ahlakını yaymak için hiç kullanmaz, anlatmaz. Çünkü Hz. Mehdi (as) askeri olmak en çekindiği konudur münafığın.
SERDAR DAYANIK: Bahsettiğiniz konuyla ilgili yine bir ayet var inşaAllah. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “Onlara gelin Allah’ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin denildiği zaman başlarını yana çevirdiler. Sen onların büyüklük taslamışlar olarak yüz çevirmekte olduklarını görürsün.”(Münafikun Suresi, 5)
ADNAN OKTAR: İşte mümkün mertebe uzak durmak. Mesela Peygamber Efendimiz (sav)’in sohbetinde bulunmak istemiyorlar, yüzünü görmek istemiyorlar, evinden uzak olmak istiyorlar. Mescite Peygamber (sav) var diye gelemiyor hainler. Yüzünü görmek istemiyor, yakıyor nuru. Resulullah (sav)’in nurundan yanıyorlar.

ADNAN OKTAR: Mesela internette münafık olduğundan şüphelendiğiniz kimselere bakın. Onlar zaten bir it sürüsü gibi güruh halinde olurlar. Ben sokakta giderken bazen köpekler bir arada oluyorlar, ama onlar masum, yol üstünde toplu oluyorlar. Münafıklar da toplu olurlar, bir bakın, internet sitesine girin. Mesela Facebook’da bakın, tek kelime Allah’tan bahsediyor mu münafıklar? Daha önce evliya görünen, Kuran aşığı görünen, Hz. Mehdi (as)’a zemin hazırlıyoruz diyen münafıkların topluca bulunduğu yerlere bir bakın, tek kelime, ama bir kelime Allah’tan bahsediyorlar mı? Orada bu oyunu, bu tuzağı kuramadılar. Yani Müslümanları aldatabileceklerdi aslında aldatabilirlerdi, yani Allah’ın adını usulen koyabilirlerdi haşa, bak Allah bunu onlara yaptırmamış. Tek kelime koyamamışlar. İnanmadığı için koymayanlar ya da kendi düşüncesine göre gerek duymadığı için koymayan kardeşlerimizi tenzih ederim. Ben onlara bir şey demiyorum, ben münafık güruhunu diyorum. Daha önce sürekli Allah’tan, Kitap’tan, dinden, imandan bahsedenlerin bir bakın internet sitelerine, bir kelime Allah’tan bahsedemiyorlar, bir kelime. Mesela yüz tane münafık bir arada, daha önce sürekli Allah’tan dinden bahsediyordunuz, hani evliya gibiydiniz? Hani mücahittiniz? Hani Darwinizm’e, materyalizme karşıydınız? Hani İslam ahlakını daha güzel yaymak için ayrılıyordunuz? Değil mi? Münafıkları kast ediyorum, bizle bağlantısı olan kişiler değil, benim bu bahsettiklerim, anlaşıldı mı? Hani çok yaman insanlardınız? Hani Kuran’ı en güzel yorumlayanlar sizlerdiniz? Hani Müslümanlar yanlış yoldaydı? En iyisini siz biliyordunuz hani? Bak bir kelime kardeşim, tek bir kelime “Allah” diyecek, diyemiyor bu hainler. Allah dedirtmiyor. Çok büyük mucize. Aldatmak münafığın vasfı değil mi? Der, bir ayet koyar. Münafık değil mi, bir şeyler yapmaya çalışır kendince, yapamıyor. Dedirtmiyor, diyemiyorlar. Çünkü ciğerine oturur, Allah’ın adını gördü mü canı yanacak, ahireti hatırlayacak, Hz. Mehdi (as)’ı hatırlayacak, İslam’ı hatırlayacak keyfi kaçacak. Allah’ın adını oraya koyamıyor. Kendilerini ispat etmiş oluyorlar münafıklar inşaAllah.
SERDAR DAYANIK: Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar.” (Münafikun Suresi, 4)
ADNAN OKTAR: Bak Cenab-ı Allah onları lanetliyor. Allah münafıklar için, “Allah onları kahretsin” diyor. Biz de Allah’a dua ediyoruz. Allah bütün münafıkları kahretsin. İnşaAllah. Helak etsin Allah. Allah içlerinden onları yaksın. Kalplerinden, içinden yaksın. Bunalımla, iç bunalımla, içten çökmeyle Allah çökertsin. İnşaAllah. Şimdi ayeti bana cümle cümle söyle açıklayayım. İnşaAllah.
SERDAR DAYANIK: İnşaAllah Hocam. “Sen onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır.”
ADNAN OKTAR: Dıştan baktığında, adamların evi oluyor, arabası oluyor. Hepsi dahildir. Kılığından, kıyafetinden bazı insanlar onları makul bir insanmış gibi görür, sanki normal bir insanmış gibi görür, dış görünüşünden.
SERDAR DAYANIK: “Konuştukları zaman da onları dinlersin.”
ADNAN OKTAR: Mesela ayetle konuşuyor. Kuran ayetiyle konuşuyor. Hakikaten insan bir şeyden bahsettiğini düşünebilir ilk başta. Makul bir şey konuştuğunu zannedersin.
SERDAR DAYANIK: “Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler.”
ADNAN OKTAR: Ruhu yok adamın. O kadar aşağılık ve o kadar boş ki. Tam bir odun. Zaten “bakışlarından da” diyor Cenab-ı Allah, “bakışlarından da anlarsın, konuşmalarından da anlarsın” diyor. Etten, kemikten bir odundur onlar. Odun selülozdan oluşur. Bir de etten kemikten odun vardır. Bunlar et kemik odunu. Nerede çıkar var o orada, nerede yiyecek var o orada, nerede uyuyacak yer var o orada, nerede sığınılacak yer var o orada. Yani bir hayvanın, bir bitkinin tavırlarını gösterir. Mesela bir bitki ne istiyor? Gelişmek ister, değil mi? Büyümek ister, oradan kıpırdamak istemez. Münafığın da özelliği budur. Bir yerde sabitlenip orada kütük gibi gelişmek ister. O kadar.
SERDAR DAYANIK: “Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar.”
ADNAN OKTAR: Her türlü konuşma, yani dışarıdan, içeriden, Müslümanlardan, küfürden, nereden gelirse gelsin sürekli bir korku içindediler. Hem sağlık korkusu, hem ölüm korkusu, dinsiz imansız oldukları için de Allah’a ahirette hesap veremeyeceklerini bilmenin gerilimi içindedirler. Çünkü kendisini, haşa, Allah’tan daha büyük görür münafıklar. Allah’tan hem bahsederler, ama Müslümanları kandırmak için, kendi saflarına çekmek için bahsedeler. Hem de Allah’tan bahsetmek istemez çünkü çok bunalır. Allah’ı hiç duymak istemez, Müslümanların yanından kaçmasının sebebi zaten Allah’ı duymamak içindir. Allah’tan bahsedilmemesi içindir. Ama Müslümanlara etki etmek için de sürekli Allah’tan bahseder. Kendince Müslümanları kendi kafasına çevirebilmek için. Kendi gibi odun ve kütük yapabileceğini düşünür Müslümanları.
SERDAR DAYANIK: “Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının.”
ADNAN OKTAR: Yani fıtratında var. Müslümanlara karşı öfke duyduğu için, kin duyduğu için, Allah’a, Kuran’a savaş açtığı için. Ama bunu gizler tabi. Muttaki zannedersin, Müslüman zannedersin dış görünümünden. “Onun” diyor Allah, “dış görünümüne baksan, beğenirsin” diyor. Anlayamaz ilk bakan anlayamaz, ama düşmandır, fakat kof düşman, kütük düşmandır.
SERDAR DAYANIK: “Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar.”
ADNAN OKTAR: Onların kahrolması için dua etmenin önemli olduğunu Allah gösteriyor. Münafıklara her namazda helak olmaları için, Allah’ın onları kahretmesi için dua etmek lazım. Her Müslümanın bunu yapması lazım. Yalvararak Allah’a dua edecekler, ibadettir bu. Allah’ın onları içten yakması için, manen çökertmesi için. Allah’ın ruhen onlara azap etmesi için, bedenen azap etmesi için, çökertip cehenneme göndermesi için dua edecekler. Kuran’ın emri bu.
SERDAR DAYANIK: Onlar Peygamber (sav)’e çağrılıyorlar. Peygamber (sav)’in onlar için mağfiret dilemesi için, “ama sen onların yüz çevirmekte olduklarını görürsün” ayetini okumuştuk. Onun devamı da vardı inşaAllah Hocam. Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım. “Senin onlar adına mağfiret dilemen ile mağfiret dilememen onlar için birdir”.
ADNAN OKTAR: Zaten onların Allah’a karşı bir öfkeleri var, haşa. Ama münafığın ağzında hep ayet, hadis, Peygamberimiz (sav)’den bahseder, doğruluktan, dürüstlükten, efendilikten, namustan, aileye itaatten, fakat çok haindir, alabildiğine haindir. Fırsatını bulduğunda tam haindir, ama dış görünümüne çok dikkat eder. Dışarıya karşı sezdirmemeye çalışır. Her münafık kendi dünyasında, iç dünyasında sapıktır aslında. Aklın alabileceği her alanda sapıktır. Aklın alabileceği her alanda namussuzdur, ama bunu sezdirmez yani çıkarına göre hareket eder ve bunu kullanır. Kendi kafasınca, kendi mantığınca. Aileye düşkündür, ama aileden nefret eder, çünkü aileyi çıkarı kadar sever. Mesela fakir babası olsa nefret eder münafık. Fakirse annesi nefret eder, zenginse onlara karşı yalakalık yapar, yani bir şey, yiyecek eldecekse, para elde edecekse onlara gider yapışır. Anne baba derken tabi münafık münafığı seçer, Müslüman anne babanın yanına gitmez zaten münafık. Dindarsa kaçar zaten, Allah’ı anmayansa onlara yanaşır. Her zaman söylüyoruz ya, uyuz bir domuzu düşünün nasıl keneler ona yapışıp onu temizliyorsa, gider ona yapışır, ondan çıkar sağlar yani karşılıklı çıkar vardır. İnşaAllah.
SERDAR DAYANIK: “… Allah, onlara kesin olarak mağfiret etmeyecektir. Şüphesiz Allah, fasık bir kavme hidayet vermez.” (Münafikun Suresi, 6)
ADNAN OKTAR: Bak işte münafıklara hidayet vermiyor Allah ve mağfiret de etmiyor. Onun için helak olmalarını istiyoruz Allah’tan. Kafirin kurtuluş imkanı var, fakat münafık bir mikroptur, cemiyet mikrobudur. Ama hepsi de takva adına ortaya çıkar, dürüstlük adına ortaya çıkar. En akıllı olduklarını söyleyerek çıkarlar, bu çok manidardır, şaşırtıcıdır. Direkt kafir olduğunu söyleyip ayrılabilir, yapmıyor. Mesela Dırar mescidini kuruyor, “biz daha takvayız” diyor. Uzun uzun ayetle, hadisle kendisini savunur münafık, anlatır.
SERDAR DAYANIK: Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “Onlar ki: “Allah’ın Resulü yanında bulunanlara hiçbir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler,” derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Ancak münafıklar kavramıyorlar. (Münafikun Suresi, 7)
ADNAN OKTAR: Münafık parayı, menfaati alandır. Asla dağıtan olmaz, acayip ızdırap çeker, 5 kuruş dahi olsa çok ızdırap verir. Ayeti bölüm bölüm açıklayalım.
SERDAR DAYANIK: Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “Onlar ki: “Allah’ın Resulü yanında bulunanlara hiçbir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler,” derler.”
ADNAN OKTAR: Bakın kendi para vermediği gibi, imkan sağlamadığı gibi başkalarını da engelliyorlar. Nasıl yapıyor? Ayetle, hadisle engellemeye çalışıyor. Çok sahtekardır onlar, Allah’ı anarak engellemeye çalışıyor. Ama bakın amaca dikkat edelim. “Dağılıp gitsinler”, dağılma ister, çünkü Müslümanlar durdukça münafığın azabının durmasına imkan yoktur. Tek bir tane Müslüman kalmayıncaya kadar dağılmalarını ister, 3 kişi bile kalsa istemez. Hepsinin dağılmasını ister. Çünkü Müslümanlara baktıkça kendi ahlaksızlığını anlayacaktır. Onların ondan ne kadar tiksindiğini bilecektir, Allah’ın intikam alacağını da bilir, ama haşa kendini Allah’tan büyük görür münafık. Onun için bunalımdadır, hastadır, beyni gitmiş bir akılsızdır, kendini çok akıllı zanneden bir akılsızdır. Mesela Peygamber Efendimiz (sav) sohbet ediyor. Birisi çıkıyor, onu siper ederek çıkıyor, akılsızlığa bak. Birçok Müslüman var, görünüyorsun sen, Peygamber (sav)’e söyleyecekler belli, sezdirmediğini zannediyor. Münafığın sırtı açıktır gözü kapalıdır, öyle gezer. Sırtı boydan boya açıktır, gözünü kapattı mı tamam hiçbir şey olmuyor zanneder. Yani bir hayvan aklına sahiptir münafık ve üst perdeden de her yere akıl vermeye kalkar.
ALTUĞ BERKER: Başka bir ayette de şöyle buyuruyor Allah münafıklar için. Şeytandan Allah’a sığınırım; “Onlar müminleri bırakıp kafirleri dost edinirler”.(Nisa Suresi, 39)
ADNAN OKTAR: Kafir, nerede dinsiz, imansız, münafık Allah anılmadığında rahat eder. Şimdi münafığın yanında sen dinden, imandan bahsedersen onu yakarsın, çok bunalır. Müslümanların yanından kaçış nedeni zaten o. Allah’tan bahsedilmesinden dolayı rahatsız oluyor. “Namaza” diyor Allah “üşenerek gelirler” diyor, dağıttığında bir şeyini nefret ederek yapıyor ama konuştuğunda acayip bilmiştir münafık. Akıldanedir, Cenab-ı Allah, “konuştuğunda dinlersin” diyor. Dış görünümü de düzgün oluyor, ama bir mahluk. Şeytanın bir tecellisidir. Şeytanın bir insan şeklinde görünenidir.
ALTUĞ BERKER: Ayette Cenab-ı Allah buyuruyor. Şeytandan Allah’a sığınırım; ”Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi…” (Tevbe Suresi, 42)
ADNAN OKTAR: Münafık zaten bir süre verir. Sürenin uzunluğunda çok bunalır münafık. Mesela Hz. Mehdi (as) cemaatinde de, Peygamberimiz (sav) zamanında da böyledir. 10 yıl oluyor hakimiyet olmuyor. “Hadi bana müsaade” diyor münafık. 20 yıl oluyor, 20 yıllık münafıklar vardır. 20 yıla dayanabilir, “hadi bana müsaade” der. Veya yeri gelir 3 yıl, 4. yıla gücü yetmez, gider. Limit koyduklarını gösteriyor münafıkların. Yani zamanla başları derttedir münafıkların. Yol uzunsa bakar, netice gelmiyorsa, “bana müsaade” der. Hem Hz. Mehdi (as) cemaatinde, hem de Peygamberimiz (sav) döneminde bunları görürüz. Hadislerde de var, ayette de var. “Çıkılacak yol onlara uzun geldi” diyor, değil mi ayette? Çünkü bir türlü istedikleri sistem oluşmuyor. Vakit uzuyor, zaman uzuyor. Onlar mallara, oğullara kavuşmak istiyor, rahat etmek istiyor. Cehdin (çaba harcamanın, ilmi mücadelenin) bitmesini istiyor. Tebliğin bitmesini istiyor.
ALTUĞ BERKER: Ayete devam ediyorum. Şeytandan Allah’a sığınırım; “Ama zorluk onlara uzak geldi.”
ADNAN OKTAR: Zorluk. Münafığın dayanamadığı bir konudur. Münafık keyfini arar, rahatını arar. Müslüman da zorluğu bir ibadet olarak muhabbetle karşılar, sevinçle karşılar. “Her zorlukla birlikte kolaylık vardır” diyor Cenab-ı Allah. Yine tekrar ediyor Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınıyorum. ”Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır” (İnşirah Suresi, 5-6) diyor. Zorluk Hz. Mehdi (as)’ın da karşılaştığı bir olaydır. Zorluk olmazsa imtihan olmaz zaten.
ALTUĞ BERKER: “Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık.” diye sana Allah adına yemin edecekler…” (Tevbe Suresi, 42)
ADNAN OKTAR: Allah’ın adını kullanıyor münafık. İnanmadığı halde, hain. Allah’ın adını kullanıyor. “Ama benim yeteneğim yok” diyor. Neye yeteneğin var? Sahtekarlığa yeteneğin var, gezmeye, tozmaya yeteneğin var. Yemeye, içmeye yeteneğin var. Kendini sağlama almak için tedbirler almaya yeteneğin var. Ee, “İslam ahlakını tebliğe yeteneğim yok” diyor, para versen yapar mı? Yapar. Çıkarı olsa yapar mı? Yapar. Çıkarı olmadığı için yeteneği olmadığını söyler münafık.

ALTUĞ BERKER: Münafıkların korkak olduklarını söylemiştiniz Hocam. Şeytandan Allah’a sığınırım; “… Şayet korku gelecek olsa, ölümden dolayı üstüne baygınlık çökmüş kimseler gibi gözleri dönerek sana bakmakta olduklarını görürsün…” (Ahzab Suresi, 19)
ADNAN OKTAR: Canları tatlı münafıkların kendilerine göre… Münafığın en korktuğu nedir biliyor musunuz? Allah’ın adının herhangi bir yerde yazması. Allah’ın adını görünce aklına ne gelir biliyor musun? Peygamber (sav), Peygamber (sav)’i görünce aklına gelince ne gelir biliyor musun? Hz. Mehdi (as). Hz. Mehdi (as) da aklına gelince beyni zehirlenir, perişan olur münafık. Onun için ne ayet görmek ister, ne Kuran görmek ister. Ne Allah’ın anılmasını ister, hiçbir şekilde duymak istemez. Çünkü Hz. Mehdi (as) onların kabusudur. Münafıkların kabusudur. Ezan okundu mu aklına Hz. Mehdi (as) gelir, biri Bismillah dedi mi aklına Hz. Mehdi (as) gelir. Mesela evde Kuran olmasını istemez münafık. Bunalır, Kuran’ı gördü mü Hz. Mehdi (as) aklına gelir. Allah onları çepeçevre sardı.

ADNAN OKTAR: Münafıkların ahir zamanda tek duymak istemedikleri kelime nedir biliyor musunuz? Hz. Mehdi (as). Yani yakar, ciğerini yakar. Allah’ı duydu mu aklına Hz. Mehdi (as) gelir, Peygamber (sav)’i duydu mu aklına Hz. Mehdi (as) gelir. Cami gördü mü aklına Hz. Mehdi (as) gelir. Televizyonda Hac’dan bahsederler Hz. Mehdi (as) aklına gelir. Tam bir kabustur onlar için dünya, yani Hz. Mehdi (as)’dan dolayı. Allah onlara azap olarak göndermiştir Hz. Mehdi (as)’ı, müminlere de müjde olarak göndermiştir. İnşaAllah.
SERDAR DAYANIK: Hocam siz Hz. Mehdi (as)’ın münafıkların kabusu olacağını söylediniz inşaAllah. Hadis var, elhamdülillah. Münafıkların bir özelliği de, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah Hocam, Allah’tan çok Hz. Mehdi (as)’dan korkmalarıdır. Elhamdülillah. “Daha birçok insan Kuran’dan çok onun (Hz. Mehdi (as)’ın) korkusu nedeniyle günahlarından kaçınacaklardır.” diyor.
ADNAN OKTAR: Allah onu da bir hayır ve hikmetle yaratıyor, maşaAllah.
ALTUĞ BERKER: Hadis-i şerifte münafıklar için şöyle diyor Hocam. “Ayrılanlar da muhalifler de Hz. Mehdi (as)’a zarar veremeyecek. O kendinden ayrılanlara rağmen muzaffer olarak yoluna devam edecektir.”
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Muzafferdir, arslandır. İnşaAllah.
SERDAR DAYANIK: Ahir zamandaki münafıklar, Hz. Mehdi (as) zamanındaki münafıklar buğdaya musallat olmuş kurtlar gibidir benzetmesi yapılıyor inşaAllah, en sonunda da o kurtlardan geriye en sağlam buğdaylar kalır diyor, Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Sürekli bakacak mübarek demek ki buğdaylara… Münafık her zaman kendini savunurken Kuran’la hadisle savunur. Peygamber Efendimiz (sav) zamanında da münafıklar kendilerini Kuran ayetleriyle savunmaya kalktılar. Hatta sonra, mızraklarının ucuna da Kuran geçirdiler biliyorsunuz. Böyle haindir münafıklar. Kuran’ı kendine bir set ve zırh olarak alır. Müşrikleri de arkasına alır, kafirleri de arkasına alır. Onunla atağa geçer, kendi kafasınca. Ama kaderinde bunu zaten yapacaktır, o zanneder ki kendi yapıyor…. Fakat münafık Müslümanı Kuran’la etkilemeye çalışır, ama dil eğip bükerek ve sahtekarca, yani çıkarına uygun şekilde yapmaya çalışır. Münafığın ana vasfıdır. Kuran’ın açık hükümlerini görmezden gelir. Mesela Peygamber Efendimiz (sav) zamanında Dırar mescidine çağırıyorlar, “Allah’ın emri temizlik. Bak, çok temiz bir yer burası, buraya gelin” diyorlar. “Ve biz burada çok daha mükemmel ibadet ediyoruz” diyorlar, “Peygamber (sav)’i görüyorsunuz” diyorlar. “Kadınlarla vakit geçiriyor” diyor. Güçlüydü benim aslanım, Peygamberimiz (sav). Kurban olayım ben onu yaratan Allah’a. Ona üç şey sevdirildi. Namaz, “gözümün nuru namaz” diyor, “güzel koku ve kadınlar.” 100 tane kızım olsa, helal olsun. Tabi bir tanesiyle evlenir. Ama 100 kere dünyaya gelsem 100′ünde de kızım olsa Peygamberimiz (sav) ile evlendirirdim. Aksini yapanı dünyanın en alçak adamı olarak görürüm. Peygamber (sav) varken gidip başkasıyla evlenirse benim kızım, ben onu en aşağılık adam olarak görürüm. Evlatlıktan reddederim ben onu. Benim için insan değildir. Münafıklara en çok ızdırap veren neydi biliyor musun? Resullullah (sav)’in gücüydü, sağlığı ve neşesiydi, kadınlara karşı düşkünlüğü, sevgisi, muhabbetiydi. Düşkün derken, Allah’ın tecellisi olarak düşkün. Güle düşkün, bülbüle düşkün, kadına düşkün. Düşkün derken, arzulu, istekli, seviyor, hoşuna gidiyor, Allah’ın tecellisi olarak seviyor. Bu ahlaksızlar gibi saf şehvete dayalı, ahlaksız olanların mantığında değildi Resulullah (sav)… Bakın şu an Mehdiyetten münafıklar da, küfür de, deccaliyet de müthiş korkuyor, titriyorlar, ne yapacaklarını bilemiyorlar. Çünkü nereye gitseler (manen) gırtlaklarına çöküyorum.
OKTAR BABUNA: Dünya çapında Hocam, maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Hop diyoruz nereye gidiyorsun bakayım diyoruz, hani var ya karton filmlerde bir fren yapıp duruyor, ensesinden yakalıyoruz, savurup atıyoruz cehennemin içine Allah’ın izniyle. Yine başka yerde yakalayıp yine yapıyoruz. Bakın Hz. Mehdi (as)’ın ışığını almış, Hz. Mehdi (as)’ın öncüsü olan, alelade, Hz. Mehdi (as)’ın ayağının çamuru olan bir talebesiyim ben. Ben böyle eziyorsam Oktar, Hz. Mehdi (as) ne yapar bir düşün. Değil mi? Münafık Müslümanın enerji kaynağıdır. Müslümanı (manen) delirtir. Coşturur, deli ırmak haline getirir, şevkini artırır Oktar’ım, sağlık, sıhhat getirir. Adrenalindir. İnşaAllah, kudrete vesile olur. İnşaAllah.
Münafıkların eleştirilmesi son derece önemli, anlatılması çok önemli, çünkü doğrudan küfür değil de İslam aleminde en büyük tehlike münafıklıktır.Münafık tehlikesi var. Bediüzzaman da diyor, “cereyan-ı münafıkane” diyor, “cereyan-ı münafıkaneyi dağıtacak” diyor. Yani hem küfrü hem de cereyan-ı münafıkaneyi. Onun için Hz. Mehdi (as)’ın görevi zordur. Kolay bir görev değil inşaAllah. Siz bu ayetleri her okuduğunuzda münafıkların beyni paramparça oluyor. Ama bununla bırakmayacağız tabi, çok detaylı anlatacağız. Hadislerle anlatacağız, ayetlerle anlatacağız. Yine anlatacağız, yine anlatacağız. En az Darwinizm’i anlattığımız kadar bu konunun da anlatılması gerekiyor. Son derece hayati bir konu inşaAllah ve günümüze uyarlanarak anlatılması çok önemli. Peygamber (sav) devrindeki münafıkların tavrını çok kapsamlı anlatmamız gerekiyor. İnşaAllah. O devirdeki münafıkların hayatı hep rabt altına alınmıştır, yazılmıştır. Onları Peygamber Efendimiz (sav)’in hayatından alıntılarla kapsamlı anlatacağız inşaAllah. Ama önce ayetler tabi. Çünkü Peygamberimiz (sav) müthiş zor bir ortamda kalmıştır münafıklardan dolayı. En şedid mahluklar onlardır. Hem çok cibilliyetsiz, karaktersizdirler, hem bakarsın evliya görünümündedir, takva görünümündedirler ama çok küçük bir şeye tamah ederler. Süper aşağılıktırlar. İçte dinsiz oluyorlar, imansız, Allah’a düşmandırlar haşa, fakat Müslümanlardan çekindikleri için kendilerini dindar gösterirler. Buna karşı da münafığın en önemli özelliği deşifre edilmesidir. İyice anlatmak gerekiyor. Kuran’ın yeterliliğine inanmaz, Kuran’a inanmaz, hurafeye yatkındır münafık, hurafe arar. Peygamber Efendimiz (sav) zamanında da hep hurafe aradılar. Hz. Ömer (ra)’ı niye şehit ettiler? Hurafeye karşı olduğu için münafıklar şehit etti. Hz. Ali (ra)’ı niye şehit ettiler? Hurafeye karşı olduğu için, Kuran’ın yeterliliğine inandığı için şehit ettiler. Böyle bir hain tıyniyet içindeler. Hz. Ömer (ra) da Hz. Ali (ra) da sünnete tam uyan, Kuran’a tam uyan insanlardı.
Münafıkların bir mucize olarak etki etmeme gücü vardır. Müslümanlara zarar veremiyor, kaderlerinde yok. Ne yaparlarsa yapsınlar zarar veremiyor, hep kendi ayaklarına dolanır, her kurdukları tuzak kendi ayaklarına dolaşır, bu mucize olarak böyledir. Onlar bağımsız olarak yaşadıklarını zannediyorlar, halbuki onları yönlendiren de Allah, onları yaratan da Allah, onlar farkında değiller onun.
OKTAR BABUNA: “Şüphesiz Allah yapmakta olduklarını kuşatandır.” (Al-i İmran Suresi, 120) Ama Allah sonunda hesaba çekecek inşaAllah. “Eğer sizi ele geçirecek olurlarsa, size düşman kesilirler…” (Mümtehine Suresi, 2) Yani Müslümanlara saldırıp da onları ele geçirdikleri takdirde, onlara düşmanlık yapacakları, zulmedecekleri, “… ellerini ve dillerini size kötülükle uzatırlar…” (Mümtehine Suresi, 2) diyor Allah. Bakın ellerini ve dillerini. Dillerini günümüzdeki haline uyarlarsak, medya yoluyla, basın yoluyla, attıkları iftiralarla. “… Onlar sizin inkar etmenizi içten arzu etmişlerdir…” (Mümtehine Suresi, 2) Müslümanların da kendileri gibi inkar etmelerini istiyorlar. İman etmeleri onları çok kızdırıyor. Ve imanda kararlı olmaları inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Münafıklar, haşa, Allah’ı beğenmezler asıl, sonra Peygamber (sav)’i sonra imamları. Yani onların hastalığı ordadır. Asıl Allah’a karşı öfke vardır. Onu Peygamber (sav)’e yansıtıyorlar veyahut asrımızda Hz. Mehdi (as)’a yansıtırlar. Kökende imansızlıktan kaynaklanıyor asıl hastalıkları.
OKTAR BABUNA: Müslümanların arasında oldukları süre içerisinde de Müslümanların arasını açmaya çalışırlar. Bakın, Allah şöyle buyuruyor, şeytandan Allah’a sığınırım. “Zarar vermek, inkarı (pekiştirmek), mü’minlerin arasını ayırmak” (Tevbe Suresi, 107) yani müminlerin inkar etmesini istiyorlar, insanların inkar etmesini istiyorlar. Müminlerin arasını ayırmak, müminleri bölmek, onları birbirinden ayırmak, “ve daha önce Allah’a ve elçisine karşı savaşanı gözlemek için mescid edinenler” (Tevbe Suresi, 107) kendilerine göre bir risk gördükleri için Peygamberimiz (sav) döneminde Hz. Peygamber (sav)’in yanından, Hz. Mehdi (as) döneminde de Hz. Mehdi (as)’ın yanından ayrı bir yere geçip, sığınacakları bir yer bulup, oradan onların mücadelelerine, onların başlarına gelenlere uzaktan bakmak istiyorlar.
ADNAN OKTAR: Onlara yapılan saldırıları uzaktan izliyorlar. Takip etmek istiyorlar, korkuyorlar, yanlarında durmak istemiyorlar. Onlara da bir zarar gelir diye, Müslümanları uzaktan izleyerek kendilerince kurnazlık yaptıklarını zannediyorlar.
OKTAR BABUNA: … “mescid edinenler ve biz iyilikten başka bir şey istemedik diye yemin edenler (var ya,)” (Tevbe Suresi, 107) Çok yalancılar, süper yalancılar. Güya böyle, bu şekilde iyilik istediklerini, Müslümanların iyiliğini istediklerini iddia ediyorlar, ama içlerinde tamamen sahtekarlar ve çok büyük bir kin ve nefret taşıyorlar aslında. Özellikle Hz. Mehdi (as)’a ve yanındakilere karşı. Peygamberimiz (sav) döneminde de Peygamber (sav)’e inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Birbirlerinden çok şiddetli nefret eder münafıklar. Çok aşağılık görürler birbirlerini… Tabi, Kuran’da var. “… Aralarında kalpleri paramparçadır…” (Haşr Suresi, 14) diyor. Akıl almaz bir nefret. Çünkü hepsi birbirinin aşağılık olduğunu biliyor, fakat bir çıkar grubu oluştuğu için çıkarından dolayı birbirine ses çıkarmıyor, ama nasıl köpekler, böyle sokak köpekleri birbirlerine iyi davranır ama bir menfaati dokunduğunda birbirlerine saldırırlar. Kurt da öyledir, gerekirse birbirlerini parçalarlar, münafık da öyle. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder