SOHBET 4 - 1 AĞUSTOS 2010 HARUNYAHYA.TV
ADNAN OKTAR: Her anlattımızda Kuran’ın bir sırrını biraz daha detaylandırıyoruz. Biraz daha derinliğini açıyoruz. Her anlattığımızda yeni, yeni Cenab-ı Allah hikmetler bahşediyor… Mesela Müslüman alimler münafıkları anlatırlar. Ben çocukluğumdan beri duyarım, ama kısa anlatılır. Böyle çok flu bir tehlikeymiş, insanların çok nadir karşılaşacağı bir olaymış gibi. Şeytandan da çok az bahsedilir. Münafıktan da çok az bahsedilir. Sanki ender, nadiren karşılaşılıyormuş gibi. Olsa bile bir kaç klasik tavrı vardır. Hemen konu hallolur gibi. Öyle değil, münafığın detaylarını Allah yüzlerce ayetle vermiş. Yüzlerce ayet ne demek, çok önemli demektir. Ve bakın Peygamber (sav) peygamber olduğu halde münafığı bilemiyor. Allah vahiy ile bildiriyor. Yani çok şeytani bir mahluktur. Çok detay çalışır. Şeytanın ilkasıyla, kendi zekasıyla değil. Münafık normalde akılsızdır. Şeytanın emrine girmiş bir robottur. O yüzden tehlikelidir. Şeytanın zekasını kullanır. Yoksa münafık kendi aklını kullanmaz. Münafık klasik akılsızdır. “Kof kütük gibidir” diyor Cenab-ı Allah. Kütük, yani bildiğin kütük, ama o kütüğü şeytan kullanır. Onu konuşturur, ona birşey yaptırır, onu çeşitli yollara sevkeder. Bir kere münafığın mutlaka Müslümana ihtiyacı vardır. Kafirin Müslümana ihtiyacı yoktur. Ama münafığın Müslümana ihtiyacı vardır. Onun için münafık hem Müslümanların dağılmasını ister hem dağılmasını istemez. Çünkü dağıldığında münafık olmamış olur o. Yani düz kafir hükmüne girmiş olmuş oluyor. Onun olması için fıtraten ruhunda o sürekli hem İslam cemaatinin yıkılmasını, Müslümanların dağılmasını ister. Hem de muhafaza olmasını ister. Kuran’a dikkatlice baktığımızda, detaylıca incelediğimizde münafığın ana derdinin kendi çıkarları ile ilgili konularda yoğun faaliyet yapmak olduğunu görürüz. Mesela münafığın İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti ile ilgili bir konusu yoktur. Evet, bakın temel vasıflarındandır münafığın. Bu konuyu işlemez. Bu konuda bir anlatımı yoktur. Olsa da usulen yapar. Yani sırf gösteriş olsun, sükse olsun. Çünkü münafığın ihtiyacı olan bir konu vardır. Kendini Müslüman gibi göstermeye ihtiyacı vardır. Müslüman gibi göstertmek için de çok nadiren de olsa, ağız ucuyla İslam ahlakının dünya hakimiyetini istiyormuş gibi yapar, ama istemez. Çünkü onun sistemini (manen)?öldürür. Münafığı (manevi olarak) öldürecek bir sistemdir. Bunu içgüdüyle bilir ve dolayısıyla Mehdiyeti, İslam ahlakının dünya hakimiyetini asla istemez münafık. Münafık neyin peşindedir biliyor musun, kendine göre kaptırdığı malının, kaptırdığı aşiretinin, kaptırdığı imkanların yani onları kurtarmanın bir yoluna girer. Önce ilk verirken akılsız olduğu için, istemeye istemeye verir. Mesela malını verir, imkanlarını verir, ama istemeyerek. İstemeyerek namaz kılar. İstemeyerek itaat eder. İstemeyerek her türlü imkanı sağlar. Ama ona iç acısıdır müthiş bir ızdırap verir, çok acı verir. Artık o öyle dayanılmaz hale gelir ki, birden feveran eder ve Müslüman cemaatten ayrılır. Ayrıldıktan sonra dışarıdan haberleri izlemeye başlar. Yani münafığın iblis ruhu gittikçe doz arttırır. Bakın, başta itaat görüntüsünde gelir. Sinsidir, gizler kendini, verem mikrobu gibi gizler. Sonra yavaş yavaş kendini hisettirirmeye başlar, o huzursuzluk tedirginlikle. Sonra eylemlerine başlar. Sonra ayrılma bölümü vardır. Orada da gittikçe dozajı artan tarzda. Şeytanlığı ve iblisliği artmaya başlar. Kuran’a bakın görürsünüz. Yükselir, yükselir, yükselir had safhada ondan sonra boğulur. Yani o şeytan onu artık boğar. Bütün nefsi bedeni artık şeytan kesildiği için iptal olur. Akli dengesini kaybeder. Artık felç olur.Bu aşamaları Kuran’dan çok detaylı anlatarak güzel bir eser hazırlıyorum. “Kuran’da münafık.” Var bizde, ama çok psikolojik analiz yapılarak değil, yani doğrudan aktarım tarzında. Biz şimdi psikolojik analizi de yapacağız, yani yaşanan hayatta, Resullullah (sav) zamanı, Hz. Mehdi (as) devri daha önceki dönemler, değil mi? Ve buna karşı Müslümanların nasıl tavır alması gerektiği konusu üstünde kapsamlı olarak hazırlıyorum.
Bunun faydası nedir? Müslümanların münafıklara karşı daha güçlü, daha atak ve daha dikkatli olması ve teşhisin daha kolay olması. Yani kolay teşhis sağlamaları. Şimdi münafık mesela, Habil Kabil kıssasında da var. İki kardeştir. Biri kafir, münafıktır. Biri evliya ve velidir. Allah öyle yaratıyor. Mesela biri katil kılıklı, cinayete yatkın, kandan hoşlanan, kan eğilimli, psikopat. Ama diğeri veli, mazlum, Allah’a teslim olmuş. Kuran Habil, Kabil kıssasını özellikle belirtmiştir. Mesela Hz. Nuh (as) da diyor ki; “Ya Rabbi” diyor “benim oğlum” diyor oğlunu kurtarmak istiyor. Cenab-ı Allah diyor ki; “o senin ailenden değildir.” Çünkü aile münafığa göre, genetik bağa göredir. Kuran’a göre de imana göredir. Eğer iman yoksa, münafıksa o onun kardeşi değildir zaten. Babası da değildir. Annesi de değildir. Dedesi de değildir. Akrabası da değildir. Hiç birşeyi değildir. Yani akrabalık bağı ortadan kalkar, münafık olduğunda ve kafir olduğunda. Doğrudan iman ile bağlantılıdır. Cenab-ı Allah o yüzden diyor ki, “Sakın cahillerden olma o senin ailenden değildir” diyor. Ayrı o. Ama münafıkların soy bağını aradığını Allah, Kuran’da belirtiyor. Soy bağını, yani “ırkçı bir kafa ile” diyor. “Mezarları ziyaretlerine kadar bu sürdü” diyor. Yani onlarda ırka göre. Genetik koda göre. Kan bağına göre bir inanç vardır. Ona göre kurtarmak ister. Onun için der ki kardeşlerine, “bize katıl” diyor. Münafık “bize gel” diyor. Yani münafık hep onun peşindedir. Uzaktan izler. “Bize katıl”, ama kendine benzetmeye çalışmak içindir bu. Ama orada yine mal kaygısı vardır. Çünkü münafık ahirete gittiğinde, diyorlar ki cehennemde mesela “Anneni, babanı, kardeşini fidye olarak vermek ister misin?” “Veririm” diyor. “Başka?” “Dünyadaki herkesi fidye olarak veririm ben” diyor. “Malımı da veririm” diyor. “Yeter ki ben kurtulayım” diyor. Münafık böyle bir mahluktur. Yani akrabalık bağı onun için mal demektir ve çıkar demektir. Yani aşiret, Kuran’da da var ya, “mallarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, yarım kalmasından korktuğunuz ticaret, evler.” Değil mi, “aşiret” bak “babalarınız, kardeşleriniz, oğullarınız, eşleriniz, yarım kalmasından korktuğunuz ticaret, içinde oturduğunuz evler. Allah’tan, Resulü’nden ve Allah yolunda mücadele etmekten daha hayırlı görüyorsanız bekleye durun” diyor Allah. Allah “belanızı vereceğim” diyor. Yani asıl konunun cehd (ilmi mücadele) olduğunu, Allah’ın dinini yaymak olduğunu Allah belirtiyor. “Allah, Resulü ve Allah yolunda mücadele” yani cehd. Münafığın da en rahatsız olduğu şey cehddir. Hiç hoşlanmaz. Münafık malın mülkün peşindedir. Bakın münafığa, hep malla ilgili ayetleri kullanmışlardır. Hep mülkle ilgili ayetleri kullanmışlardır ve Peygamber (sav)’in rahatı, zevki ve gücü ve torunlarının rahatı ve gücü onların çok canını yakmıştır. Çok bunaltmıştır. Münafık kadın düşmanıdır. Anti kadındır münafık. Mesela bu Kuran’da işlenir. Çok detaylı. Hatta çocukları öldürüyorlar. Kız çocuklarını. Kadınlardan uzak kalmak için binbir türlü yol bulmuşlardır münafıklar ve küfür. Özelliğidir. Anti kadındır. Müslümanlarda da kadın muhabbeti olur. Allah onları öyle yaratmıştır, onun için diyor ki Allah; “münafıkın ve münafıkat, münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir” diyor. Birbirlerine yakın oluyorlar. Müminun ve müminat, mümin erkekler ve mümin kadınları da birbirlerinden hoşlanacak şekilde yaratmıştır Allah. Yani etiyle kemiğiyle Allah birbirini sevdirecek şekilde yaratıyor. Onlar da pislik böceği gibi birbirlerini seviyor. Nasıl pislikten pislik böceği hoşlanıyor, değil mi? Anormal birşey, ama yapıyor hayvan. O da pislik böceği gibi ondan hoşlanır. Yani münafıktan hoşlanır. Pislik böceğinin özelliği nedir? Aynı özellik onda da olmuş oluyor. Yani sevgiye dayalı, merhamete, şefkate dayalı olmaz. Münafıkta sadece mal, mülk, enaniyet ve azamet esastır. Bir enaniyet, iki itaat altında olmamak. Münafığın en büyük ızdırap çektiği şey, şeytani bir yönü vardır; itaatten çok kaçınır. İtaat çok bunaltır münafığı. İtaat altında kalmak istemez. Mesela şeytana Cenab-ı Allah dedi ki; “insana itaat edeceksin.” Münafık tıynetli olduğu için, yani bütün münafıklarda olan ana karakter onda olduğu için, acayip ağırına gitti. Ukala ve züppe bir uslupla, haşa, dedi ki “beni ateşten yarattın, onu topraktan yarattın” tam klasik akılsız. “Ben secde etmeyeceğim” dedi ve itaat etmedi Allah’a. Ve “artık fitne ile uğraşacağım” dedi şeytan. Münafık da öyledir. Bakın ayrıldı şeytan. Allah ayırdı şeytanı, hemen fitneye koyuldu, görevi budur. Ondan sonra fitne, başka derdi yoktur. Münafığın da ana konusu fitnedir.Ama tabi kendini muttaki olarak tanıtacaktır. Hatta bu tanıtmadan dolayı Peygamber (sav) dahi farkedemiyor bazen. Allah “Ben” diyor, “onları sana bakışlarından tanıtırım” diyor. Onlarda hakikaten şeytani bir bakış olur. Mürşitler, büyük alimler, peygamberler Allah’ın dilemesiyle onları fark edebilirler. Bakış bozukluğu, yani gariptir bakışları ve “bozuk konuşmalarından da anlarsın” diyor Cenab-ı Allah. Bozuk konuşmaları derken, Kuran’ı ve Allah’ı anarak münafıklar konuşur zaten. Ama dil eğip bükerek alakasız yerlerde kullanarak yapıyorlar. Hiç alakasız. Dil eğip bükerek. Onların şeytani bir yöntemidir bu. Peygamber (sav)’in yanında “sen Allah’ın Resulüsün” diyorlar. Halbuki inanmıyor, ama onu demeye ihtiyacı var onun. Çünkü Peygamber (sav)’in yanına gittikleri zaman iyi biri gibi görünebilmesi için, “sen Allah’ın Resulüsün” demesi gerekiyor. Böyle bir tıynet içindedir münafık. Kadın düşmanı olduğu için de müminlerin kadınlara olan muhabbeti ona çok ağır gelir. Güzelliğe olan muhabeti çok ağır gelir. Mesela zenginliği kıskanır. Müslümanların gücünü kıskanır. Evlerinin temizliğini kıskanır. Hakimiyetini kıskanır. Mesela Müslümanların birbirine olan itaatini, saygısını kıskanır. Münafık itaatten nefret eden bir mahluktur. Kendini haşa Allah gibi görür. Onun için itaatten şiddetle kaçınır münafık. Sanata düşmandır. Güzelliğe düşmandır. Estetiğe düşmandır. Hz. Hasan (ra)’a, Hüseyin (ra)’a karşı, Peygamberimiz (sav)’e karşı öfkenin kökenin de de bu vardır.
Mesala Peygamber Efendimiz (sav)’in evliliklerini kıskandılar. Hz. Hasan (ra)’ın evliliklerini kıskandılar. Kadınlara karşı olan muhabbetlerini kıskandılar. Daha hala devam ediyor. Açın küfrün kafir sitelerini, münafık sitelerini o öfke hala devam eder. Durmaz. Bakın 1400 yıldan beri o öfkeleri yatışmadı.Peygamberimiz (sav)’in Zeynep annemizle evliliği acayip ızdırap vermiştir münafıklara. Çünkü onların o bağnaz, ilkel, o tutucu kafalarına göre bu asla olmaması gereken birşeydi. Ama Allah onu ona bir nimet olarak vermişti, güzellik olarak vermişti. Bak diyor ki Tevrat’ta da Kral Süleyman, Firavun’un kızını da almış, nikahlamış. Yanı sıra diyor Mogollu, Emmovlu, Edonlu, Saydalı ve Hittili birçok yabancı kadını sevdi diyor. Hz. Süleyman (as) onlara sevgi ile bağlandı. Bakın sevgi ile bağlandı. Hz. Süleyman (as)’ın kral kızlarından 700 karısı ve 300 cariyesi vardı diyor. Toplam 1000 tane hanımı var Hz. Süleyman (as)’ın. Aşıklar kadınlar, aşkla, Allah aşkı ile geliyorlar, yani bazı akılsızlar bunu saf cinselliğe dayalı bir mantık olarak alıyorlar. Bu münafık ve küfür kafasındadır bu. Halbuki Allah aşkının tecellisi olarak istiyor bunu Hz. Süleyman (as). “Ya Rabbi” diyor “ben bu sevgiye, bu varlıkların sevgisine Senin rızan için girdim” diyor. Kuran ayeti var. Mesela atları okşuyor. Boyunlarını okşuyor. Aşk kaplamış, Allah aşkı kaplamış. “Atlar yanına yanaştı” diyor. “Boyunlarını okşuyor” diyor. “Bacaklarını okşuyor” diyor Kuran ayeti var. Bak boyunlarını ve bacaklarını okşuyor diyor. Aşk. Saray muhteşem, her yer altın kaplama. O devrin münafıkları “acayip israf yapıyorsun” diyorlardı. “Ne yapıyorsun sen, her yeri altın kaplıyorsun?” diyorlardı. Kuran’da da Allah övüyor. Çanaklar, yerinden sökülmeyen kazanlar, heykeller muazzam bir saray yaptı. Cenab-ı Allah nasip etti ona. Allah meydana getirdi. Ama münafıkları acayip rahatsız etti bu. Daha hala bakın binlerce yıldır onun acısını konuşuyorlar ve defalarca Hz. Süleyman (as)’ın mabedini yıktılar, o muhteşem mabedi. Defalarca yıkıldı. Hz. Mehdi (as) devrinde tekrar kurulacak. Dedesinin mabedini yeniden kuracak Hz. Mehdi (as) inşaAllah. Hz. Süleyman (as)’ın aynı ihtişam ve aynı güzeliğiyle. Münafıkları cayır cayır (manen) yakacak ızdırapla, yani onlara (manevi) ızdırap çektirecek inşaAllah.
Peygamber Efendimiz (sav)’in zengiliğini de kıskanıyordu o zaman ki münafıklar. Hz. Hasan (ra)’ın ihtişamını, sevgisini dün de okumuştum. Bak Hz. Hasan (ra) “müşteba,” Hz. Mehdi (as)’ın dedesidir. “Taki, zeki, tahir, sıbth (torun), kendisinin 90-100 kadar kadınla evlendiği rivayeti vardır” diyor. Ayrıca “onun 300 tane cariyesi olmuştur” diyor. Helal olsun dedeme, helal olsun binlerce, milyonlarca, sonsuz kere helal olsun. Münafıkları acayip rahatsız etti bu acayip. O yüzden mallarını mülklerini almaya kalktılar, şehit etmeye kalktılar. Allah da onlara cennet nasip etti. Yine durduramadılar. Ve “ahir zamanda” inşaAllah diyor, “benim soyumdan, benim torunlarından Mehdi bütün dünyanın mülküne hakim olacak” diyor. Münafıkları perişan edecek bir ızdıraptır bu. Şu an münafıklar kavruluyor. Kavruluyor, yanıyorlar… Allah münafıklardan ve küfürden bahsediyor ayette Nahl Suresi, 58. “Onlardan birine” yani münafıklardan, küfürden birine “kız çocuk müjdelendiği zaman” anti kadın ya bunlar, ”içi öfke ile taşarak yüzü simsiyah kesilir” diyor. Münafıklar nefret eder kadından. Onun için sapıktırlar da. Yani sapık tıynetlidirler. Anti kadındır. Bak “müjdelendiği zaman içi öfkeyle taşar yüzü simsiyah kesilir” diyor.
Çok fazla Kuran ayeti vardır bu konuda, ”Oysa onlardan biri o Rahman olan Allah için verdiği örnek ile kız çocuğunun doğumu ile müjdelendiği zaman yüzü simsiyah kesilmiş olarak. Kahrından yutkundukça yutkunur” diyor. Yani müthiş bir kadın nefreti vardır münafıklarda. Küfrün özelliğidir bu. Müslümanda tam tersine.
Münafık ve kafir, Müslümanın gıdasıdır. Rahmetli Necip Fazıl Kısa Kürek ne diyor biliyor musun? “Ey düşmanım” diyor. “Ey münafık, Ey kafir. Sen benim ifadem ve hızımsın” diyor. “Seninle ben hız kazanırım. Beynim açılır, kafama kan gelir” diyor. “Şevkim artar” diyor. “Cehd azmim artar” diyor. “Gündüz geceye muhtaç” diyor. “Bana da sen lazımsın.” Müslüman münafıksız yapamaz, kafirsiz yapamaz, inşaAllah.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder